m@nikfesto

7/6/2007

Paramparça Aşlar ve Köpekler

Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros)

Yönetmen
Alejandro Gonzalez Inarritu
Senaryo
Guillermo Arriaga
Görüntü Yönetmeni
Rodrigo Prieto
Müzik
Gustavo Santaolalla
Yapım
2000 Meksika Yapımı
155 dakika
Türü
Dram- Gerilim

Oyuncular-Karakterler
  Emilio Echevarría
    El Chivo - Keçi
  Gael García Bernal
    Octavio
  Goya Toledo
    Valeria
  Alvaro Guerrero
    Daniel
  Vanessa Bauche
    Susana   
    Jorge Salinas

    Luis

Konu : Film üç ayrı hikayeden meydana geliyor. Birinci hikayede, Octavio kardeşinin karısıı olan Susana'ya aşık olan genç bir adamdır. K Octavia, Susana ile birlikte kaçmayı planlar ve bunun için köpek dövüşlerinde para toplamaya çalışır. İkinci hikayede karısını ve çocuklarını çok güzel bir model olan Valeria için terkeden Daniel'in izleriz.

Bu hikayede Valeria ağır br trafik kazası geçirince Daniel çok zor durumda kalır. Üçüncü hikayede ise kiralık katil olan El Chivo vardır. El Chivo, yıllar önce ayrıldığı kızını uzaktan takip etmekte ama asla onunla konuşma cesaretini gösterememektedir. Tüm bu karakterlerin ve iki köpeğin kaderleri Mexico City'nin büyülü atmosferinde bir şekilde kesişecektir.

Filmden Resimler : Fotoğraflar için tıklayın.

Fragman : Fragmanlar için tıklayın

Resmi Sitesi : Amores Perros

Ödüller : "Yabancı Dilde En İyi Film" dalında Oscar ve Altın Küre'ye aday oldu. Meksika'nın en büyük sinema ödüllerinde 10 dalda ödül kazandı.

Sinemafanatik Yorum : Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu 16 yaşında okuldan atıldıktan sonra radyolarda DJ olarak çalışmaya başlayan ve kısa zamanda Mexico City'nin bir numaralı DJ'i haline gelen bir isim. Ardından televizyon için reklamlar yönetmeye başlayan Inarritu, Amores Perros ile ilk uzun metrajlı filmini yönetiyor.

Gösterildiği tüm ülkelerde ilgiyle karşılanan ve birçok ödül kazanan film, bir kesim tarafından Meksika usılü Pulp Fiction olarak nitelendirilse de, fazla espriye yer vermeyen anlatımıyla yönetmen kendi stilini yaratmış. Güçlü bir oyun çıkaran kadro kadar filmdeki köpekler de neredeyse oyuncular kadar önemli bir yer tutuyor.

154 dakikalık sürede yönetmen Inarritu karakterlere ağırlık vermiş ve dram, rastlantılar, şiddet ve insani duyguları ön plana çıkarmaya özen göstermiş. Bu tür filmlerden hoşlananlar ve İstanbul Film Festivalinde kaçıranlar için Amores Perros iyi bir fırsat.

23/2/2007

SİGARA PAKETLERİ RESİMLENİYOR

SİGARA PAKETLERİ RESİMLENİYOR

Avrupa Birliği 2008 yılından itibaren sigara paketlerinde yeni standartlar getirmeye hazırlanıyor. Halen Tayland, Brezilya gibi ülkelerde uygulanmakta olan ve sigara paketlerinin bir yüzünde sadece sözel ifade değil görsel bilgi de barındıran grafikler Avrupa’da kullanılacak. Bilimsel çalışmalar tiryakiler üzerinde sigaranın neden olduğu resimlerin bulunmasının iki kat caydırıcı olduğunu ortaya koymuş durumda. Özellikle hamile bayanlar ve uzun süre sigara içenlerin bu resimlerden çok daha fazla etkilendikleri gözlenmiş. Bazı radikal siyasetçiler, hekimlerin de desteğini alarak bu konuda çok daha agresif davranılması gerektiğini savunuyorlar. Benzer bir çalışmanın sonuçları alanında en saygın dergilerden biri olan Amerikan Koruyucu Hekimlik Dergisinin (American Journal of Preventive Medicine) Mart 2007 sayısında duyurulmuştur. Çalışma sonuçlarına göre sigara paketlerinin üzerindeki ikaz alanının büyüklüğü ve grafik içerip içermediğine göre etkisinin çok değiştiği ortaya konmuş. Çalışma yaklaşık 15 bin erişkin sigara tiryakisi kişi üzerinde 2002-2005 tarihleri arasında Amerika, İngiltere, Kanada ve Avustralya’da gerçekleştirilmiş. İçicilerin çoğu paketlerin üzerindeki yazılar küçük olduğunda hemen hiç etkilenmediklerini ya da okumadıklarını ancak yazılar büyük olduğu zaman daha etkileyici olduğunu ifade etmişler. Ancak gerçek etkileyici (caydırıcı) olanların ise sigara nedeni ile çürümüş dişler, kömürleşmiş akciğer, değişik tür kanserler ve sakat doğuma neden olabileceği hissi veren hamile resimlerinin olduğu ortaya çıkmış. Bar, gece klübü gibi kapalı mekanlarda dahi sigara içimini yasaklamayı başararak mücadelede önemli mesafeler kateden Amerika’nın belki Avrupa’dan daha önce sigara paketlerine bu tür resimleri koyabileceği ve sigara tüketimini neredeyse yarı yarıya azaltacağı öngürülebilir.

23/2/2007

BEŞ ÖNEMLİ DERS

BEŞ ÖNEMLİ DERS
Birinci ve de en önemli ders...
Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını
dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:
"Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adi nedir?.."
Bu herhalde bir çeşit saka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün
görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı.
50 lerinde falan olmalıydı.
Ama adini nerden bilecektim ki!.. Son soruyu
yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Sure biterken bir öğrenci, son sorunun test
sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
"Tabii dahil" dedi, hocamız.. "İş yaşamınız boyunca insanlarla
karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar.
Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakkeden insanlar bunlar.
Onlara sadece gülümsemeniz ve`Merhaba demeniz gerekse bile.."
Bu dersi hayatim boyunca unutmadım. O hademenin adini da.. Dorothy idi.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
İkinci önemli ders..
Yağmurda otostop!..
Bir gece vakit gece yarısına doğru Alabama
otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan
yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Gecen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60 li yıllarda bir
beyazın bir zenciye hem de Alabama da yardıma kalkışması pek olağan
şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir
taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi.
Verdim. Bir hafta sonra kapım calindi. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu
adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda..
"Gecen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç
yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti.
Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin
sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının bas ucuna zamanında
ulaşmayı başardım.
Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardim eden sizi ve
başkalarına karşılık beklemeksizin yardim eden herkesi kutsasın!..
En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole."

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Üçüncü önemli ders.. Size hizmet edenleri hep
hatırlayın..
Bir pastanın uc otuz paraya satıldığı günlerde 10
yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu.. Çocuk
sordu: "Cukulatali pasta kaç para?.."
"50 cent!.."
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha
sordu:
"Peki dondurma ne kadar.."
"35 cent" dedi garson kız sabırsızlıkla..
Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu.
Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki.. Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi.
Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaslar temizleyecekti. Bos dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 centlik bahşiş duruyordu..

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Dördüncü önemli ders.. Yolumuzdaki engeller..
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun
üzerine kocaman bir kaya koydurmus, kendisi de pencereye oturmustu. Bakalim neler olacakti?.
Ulkenin en zengin tuccarlari, en guclu kervancilari, saray gorevlileri birer birer geldiler, sabahtan oglene kadar. Hepsi kayanin etrafindan dolasip saraya girdiler. Pek cogu krali yuksek sesle elestirdi. Halkindan bu kadar vergi aliyor, ama yollari temiz tutamiyordu. Sonunda bir koylu cikageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sirtindaki kufeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya
sarildi ve ikina sikina itmeye basladi. Sonunda kan ter icinde
kaldi ama, kayayi da yolun kenarina cekti. Tam kufesini yeniden sirtina almak
uzereydi ki, kayanin eski yerinde bir kesenin durdugunu gordu Acti. Kese altin doluydu. Bir de kralin notu vardi icinde.. "Bu altinlar kayayi yoldan ceken kisiye aittir" diyordu kral.
Koylu, bugun dahi pek cogumuzun farkinda olmadigi bir ders almisti. "Her engel, yasam kosullarinizi daha iyilestirecek bir firsattir..

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Besinci onemli ders.. Onemli olan vermektir..
Yillar once hastanede calisirken, agir hasta bir kiz getirdiler. Tek yasam sansi bes yasindaki kardesinden acil kan nakli
idi. Kucuk oglan ayni hastaliktan mucizevi sekilde kurtulmus ve kaninda o hastaligin mikroplarini yok eden bagisiklik olusmustu. Doktor durumu beş yasindaki oglana anlatti ve ablasina kan verip vermeyecegini sordu. Kucuk cocuk
bir an duraksadi. Sonra derin bir nefes aldi ve
"Eger kurtulacaksa, veririm kanimi" dedi.
Kan nakli ilerlerken, ablasinin gozlerinin icine bakiyor ve gulumsuyordu. Kizin yanaklarina yeniden renk gelmeye baslamisti, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu.. Gulumsemesi de yok oldu.
Titreyen bir sesle doktora sordu:
"Hemen mi olecegim?.."
Kucuk doktoru yanlis anlamis, ablasina vucudundaki butun kani verip, olecegini sanmisti.

23/2/2007

BEKÇİ

Kongre uyeleri birgun ulkenin issiz bir bolgesinde, kocaman ve terkedilmiş bir hurda yigini deposu keşfetmişler... iclerinden biri "bir bekci kiralayalim buraya sahip ciksin" demiş.. "birileri gelip burda bişeyler kariştirmasin".. boylece bir adami BEKCI sifatiyla işe almişlar...

Ertesi gun bir diger kongre uyesi: "iyi yaptik da bi eksik var.."demiş.. "biz bu adama bir iş tanimi vermedik ki adam nasil calişicagini bilsin? Ayrica iş tanimini verdikten sonra adami bir de egitmek lazim".. digerleri onu hakli bulmuşlar, boylece bekcinin iş tanimini belirliycek bir PLANLAMA DEPARTMANI kurmuşlar, oraya da bu tanimlari rapor edicek bir DOKUMANTASYON UZMANI ile bir de bekci icin EGITMEN almişlar...

Birkac gun sonra diger kongre uyesi sormuş: "Peki ama bu bekciyle iş tanimini yapanlar iyi calişiyolar mi, bunu takip edicek biri lazim diil mi?"

Boylece bekci ve egitmenlerini denetliycek bir KALITE KONTROL DEPARTMANI kurmuşlar, oraya da bir KALITE KONTROL SORUMLUSU ile bu adamlarin ne yapip ettigini rapor edicek 2 tane MUFETTIŞ almişlar...

Ertesi gun bir diger kongre uyesi demiş ki: "Peki ama bir bekci ve peşinden bir suru denetleyici işe aldik, bunlarin maaşini kafamiza gore mi vericez?

Bekciye ne kadar Kalite kontrol departmanina neye gore ne kadar maaş verilicek, bunun bi sistemi olmali.."

Boylece bir MUHASEBE DEPARTMANI kurmuşlar.. oraya da bir MUHASEBECI, bir BORDRO MEMURU ve butun bu insanlarin ne kadar caliştigini işe geliş gidiş saatlerini takip edicek bir DENETLEME UZMANI işe almişlar...

Ertesi gun bir diger kongre uyesi sormuş: "Eveet bir bekcimiz var bagli oldugu departmanlari da kurduk, iyi guzel de bunlar kendi başina buyruk mu iş yapicaklar?

Bunlara bir mudur lazim diil mi? Tabi mudur aldiktan sonra bunun bir de yardimcisi olmasi lazim.."

Bunun uzerine bekci ve bagli bulundugu departmanlar icin 1 MUDUR, 1 MUDUR YARDIMCISI, bir de bunlara SEKRETER işe almişlar..

Ve birkac gun sonra kongre toplantisinda tartişma cikmiş:

"ŞU HALE BAK..BUTCENIN 22.000 $ UZERINE CIKMIŞIZ.. BUTUN GEREKSIZ HARCAMALARI BELIRLEYIP YARINDAN ITIBAREN KESMEMIZ LAZIM...!!"

Ve bekciyi kovmuşlar....

23/2/2007

AĞACINIZ VE KARAKTERİNİZ

AĞACINIZ VE KARAKTERİNİZ
İnsan yaşamında büyük önemi olduğu ve karakterlerin birçoğunun burçlardan kaynaklandığı inanışı yaygınken, çok eski bir inanış olan Kelt inanışına göre, doğum günü, insanın hangi ağaçtan geldiğini gösteriyor. Ağaçların büyük önemi olan inanışta, bazı ağaç türlerinin elecekten haber verdiğine inanılıyordu. Günümüzde internetteki birçok web sitesinde yer verilen Kelt astrolojisinde doğum aralıklarına göre insanların karakterini belirlediğine inanılan ağaçlar şöyle sıralanıyor:

DOĞUM GÜNÜ VE AĞAÇLAR

1-11 Ocak köknar,
12-24 Ocak karaağaç,
25 Ocak-3 Şubat selvi,
4-8 Şubat kavak,
9-18 Şubat sedir,
19-28 Şubat çam,
1-10 Mart salkımsöğüt,
11- 20 Mart ıhlamur,
21 Mart meşe,
22-31 Mart fındık,
1-10 Nisan üvez,
11-20 Nisan akçağaç,
21-30 Nisan ceviz,
1-14 Mayıs kavak,
15-24 Mayıs kestane,
25 Mayıs-3 Haziran dişbudak,
4-13 Haziran gürgen,
14-23 Haziran incir,
24 Haziran huş,
25 Haziran-4 Temmuz elma,
5-14 Temmuz çam,
15-25 Temmuz karaağaç,
26 Temmuz-4 Ağustos selvi,
4-13 Ağustos kavak,
14-23 Ağustos sedir,
24 Ağustos-2 Eylül çam,
3-12 Eylül salkımsöğüt,
13-22 Eylül ıhlamur,
23 Eylül zeytin,
24 Eylül-3 Ekim fındık,
4-13 Ekim üvez,
14-23 Ekim akçağaç,
24 Ekim-11 Kasım ceviz,
12-21 Kasım kestane,
22 Kasım-1 Aralık dişbudak,
2-11 Aralık gürgen,
12-21 Aralık incir,
22 Aralık kayın,
23-31 Aralık elma.

ÖZELLİKLER

Kelt astrolojisine göre, ağaçlardan gelen özellikler ise şöyle:

ELMA (AŞK): Cazibeli, Fiziksel olarak dikkat çekici ve etkileyici Hoş bir yapıya sahip. Flörtüz ve maceraperest ama hassas ve her zaman aşık bir tip. Sevmeye ve Sevilmeye meraklı. Sadık ve hassas bir eş. Cömert. Bilimsel konulara yeteneği var. Bugün için yaşar. Hayal gücü yüksek.

DİŞBUDAK (HIRS): Farklı bir çekiciliğe sahip, hayat dolu, talepkar, düşüncesizce hareket eden ve eleştirilere kulak asmayan biri. Hırslı, akıllı, yetenekli, kaderine hükmetmeyi seven, egoist olmaya elverişlidir. Ama ona güvenebilirsiniz. Bazen beyni kalbine hükmedebilir. İlişkileri çok ciddiye alır ve sadıktır.

KAYIN (YARATICILIK): İyi bir zevki vardır. Görünüşe ve kendi görüntüsüne önem verir. Materyalist sayılır. Hayatı ve kariyeri için çok ve düzenli çalışır. Ekonomiktir. Gereksiz risklere girmez. Makul bir tiptir. Diyet ve sporla fiziğine dikkat eder.

HUŞ (ESİNLENME): Hayat dolu, etkileyici, elegan, arkadaş canlısı, gösterişten uzak, mütevazı, aşırılıktan hoşlanmayan, kaba şeylerden nefret eden biridir. Doğal ve sakin bir yaşamı tercih eder. Fazla tutkulu değildir. Hayal gücü yüksek ve az hırslıdır. Tek ve Gerçek Aşkını bekler. Çabuk karar verir.

KESTANE (DÜRÜSTLÜK): Alışılmadık bir güzelliği vardır ve insanları etkilemek gibi bir derdi yoktur. Adil ve neşelidir. Doğuştan diplomattır. Çok kolay huzursuzluğa kapılır, ama her türlü ilişkisinde hassastır. Bazen olağandışı davranır. Sevgili bulmakta güçlük çeker.

SELVİ (SADAKAT): Güçlü, fiziksel olarak kaslı, her ortama uyabilen, hayatla fazla uğraşmayan, hoşnut, iyimser, paraya meraklıdır. Yalnızlıktan nefret eder. Kolay kolay tatmin edilemeyecek kadar tutkuludur. Ama sadıktır. Moodu çabuk değişir. Kurallara boyun eğmez. Biraz da ukala ve ilgisizdir.

KARAAĞAÇ (ASİL): Müşfik, fiziksel olarak düzgün, giyimine dikkat eden, taleplerin de aşırılığa kaçmayan, insanlara neşe verebilen, liderlik etmeyi seven ama kendisinin altta olmasını sevmeyen biridir. Dürüst ve sadık bir eştir. Başkaları için karar vermeyi sever. Cömerttir. Pratik zekası güçlü ve iyi bir espri anlayışı vardır.

İNCİR (HASSASİYET): Çok güçlü, bağımsız, tartışmalara ve zıtlıklara fazla izin vermeyen, aile hayatına düşkün, iyi bir baba ve hayvanseverdir. Sosyal bir kelebek gibidir. Espriden anlar, aylaklığı ve tembelliği de sever. Bencilliği vardır. Akıllı ve pratiktir.

KÖKNAR (GİZEM): Sıradışı bir zevki vardır. Sofistike ve kadirşinastır. Güzel olan her şeyi sever. Dikbaşlı, moodu çabuk değişen, bencil olmasına rağmen kendisine yakın olanlarla ilgilenen biridir. Çok mütevazı olduğu söylenemez. Hırslıdır ve memnun edilmesi zor bir sevgilidir. Çok arkadaşı vardır ve ona çok güvenebilirsiniz.

FINDIK (OLAĞANÜSTÜ): Çekici, anlayışlı, insanları nasıl etkileyeceğini bilen, fazla talepkar olmayan, sosyal hayatta aktif ve girişken hatta dövüşken biridir. Popülerdir. Psikolojik durumu çabuk değişir. Kaprisli bir aşıktır. Ama dürüst ve eşine toleranslı davranır. Kusursuz bir yargı yeteneği vardır.

GÜRGEN (ZEVK SAHİBİ): Dış görüntüsüne ve bakımlı olmaya dikkat eder. Zevk sahibidir. Başkalarını kendinden fazla düşünür. Hayatı mümkün olduğunca kolay bir hale getirmeye çalışır. Disiplinli bir hayat için kılavuzluk eder. İlişkilerinde kibardır. Farklı sevgililer bulmak ister. Duygularıyla ilgili olarak mutluluğu yakalaması kolay olmaz. Çoğunlukla da başkalarına güvenmez ve kararlarından asla emin olmaz.

IHLAMUR (ŞÜPHE): Hayatın ona getirdiklerini kabul eder. Kavga ve tartışmadan nefret eder. Çalışkandır. Tembelliği ve bencilliği hiç sevmez. Streslidir. Yumuşak huylu ve merhametlidir. Arkadaşları için çekinmeden fedakarlık yapar. Becerikli olmasına rağmen bunları değerlendirmesini bilmez. Mızmızdır, kıskanç ama vefalıdır.

AKÇAAĞAÇ (ÖZGÜR ZEKA): Hayal gücü ve orijinallikle dolu hiç de sıradan olmayan biridir. Utangaç, hırslı, gururlu, kendine güvenen, yeni deneyimlere aç biridir. Genellikle sinirli ve gergin bir yapısı vardır. Hafızası kuvvetlidir. Çok kolay öğrenir. Aşk hayatı biraz karmaşıktır. Başkalarını etkilemeyi sever.

MEŞE (CESARET): Sağlam yaradışlı, cesur, güçlü, bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu çok yoktur. İşini şansa bırakmayı sevmez. Ayaklarını yere sağlam basmak ister. Hareketlidir.

ZEYTİN (ERDEM): Makul biridir. Güneşi ve sıcak havaları sever. Kibar duyguları vardır. Agresyon ve şiddetten kaçınır. Sakin ve toleranslıdır. Adalet duygusu gelişmiştir. Okumayı ve sofistike insanlarla muhatap olmayı sever.

ÇAM (TİTİZ): Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir. Çok arkadaş delisi değildir. Çabuk aşık olur, ama ateşi çabuk söner. Herşeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar her şey geçicidir. Güvenilir ve pratiktir.

KAVAK (TATMİNSİZ): Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever. Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefi takılmayı sever. Ama her durumda ona güvenilebilen biridir. İlişkilerini de çok önemser.

ÜVEZ (HASSASİYET): Dikkat çekici, neşe verici, bencillikten uzak, dikkat çekmeyi seven biridir. Hayata bağlıdır. Yerine ve duruma göre hem bağımlı hem de bağımsız olabilir. Zevklidir. Duygusal, hassas, tutkulu ve artistik özellikleri vardır. İyi bir eş olur, çok zor affeder.

CEVİZ (TUTKU): Garip ve zıtlıklarla dolu biridir. Egoist ve agresiftir. Beklenmedik tepkiler gösterir. Asil bir ruhu vardır. Spontandır. Çok hırslıdır ve hiç esnekliği yoktur. Zor ve alışılmışın dışında bir eştir. Çok zor beğenir. Çok kıskanç ve tutkuludur. Sadece takdir eder. Uyum göstermek için fazla fedakarlık etmekten de hoşlanmaz. İlginç stratejiler üretmeyi sever.

SALKIMSÖĞÜT (MELANKOLİ): Güzel ve çok melankoliktir. Etkileyicidir. Güzel ve zevkli şeylere meraklıdır. Seyahat etmeyi sever. Hayalperesttir. Kaprisli ama dürüsttür. Başkalarının duygularına önem verir. Çabuk etki altında kalır, ama beraber yaşanması zor biridir. Talepkardır. Sezgileri de kuvvetlidir. Aşıkken acı çeker, ama demir atabileceği birini bulabilir.

Metal Fanzin.com - Metal Müzik Arşivi! « Önceki